Sultanahmet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sultanahmet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Kasım 2014 Cuma

Armada Teras Restaurant;Tarihin Ayağında, Deniz Manzaralı Bir Kahvaltı




Sadece manzarası için burayı yazabilirim dedim ve yazıyorum:) bazen benden alan şeyler oluyor restoranın  açık teras bölümü; Sultanahmet Cami ve Ayasofya'nın heybetli manzarasına bakarken, kapalı teras bölümü tarihi surların hemen yanıbaşında Ahırkapı manzarası ile marmara denizinin dalgalı sularını içine alan muazzam bir manzaraya sahip,bu manzarayı görür görmez gözlerim ziyafet çekmeye başlıyor bile:)

Burası;Tarihin ayağında ahır kapısının hemen girişinde bulunan Armada otelin üst katındaki Armada Teras Restaurant.


Artık manzaralı mekanları kendimce 2'ye ayırıyorum :1.Karnımı ve gözümü doyuranlar 2.Sadece gözümü doyuranlar...Birinci seçeneğe ne yazık ki artık çok az rastlıyoruz, bu nedenle ben ikinci seçenekle birşekilde idare etmeye çalışıyorum.

Zomato'nun hediye etmiş olduğu bu kahvaltıya gezmelerdeyim.com Kenan Yıldırım ile birlikte gittik.Gitmişken de ahırkapı civarını kendisinin gezi bilgileri doğrultusunda turladık gerçekten çok keyifli bir gezi ve kahvaltı oldu.

Saat :10.30 'da başlayan açıkbüfe kahvaltı 14.00'da sona eriyor olsa da burada zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz dışarısı soğuk, masamızda semaver, çayımızı kendimiz doldurup pencereye konan sevimli martılara ekmek ve simit attık.


Çok zengin bir kahvaltı olduğunu söyleyemeyeceğim eksikler vardı örneğin; benim kahvaltıda olmazsa olmazım,salam,dana,hindi jambon vb yoktu  haşlanmış sosis dışında et kısmı neredeyse yoktu bunun haricinde kahvaltıda ekstradan pastırmalı,sucuklu,mantarlı omlet isteme şansınız var.


Kahvaltı Kişi Başı:35TL restaurant havalardan olsa gerek çok yoğun olmasada gitmeden rezervasyon yapmanızı tavsiye ederim.



Restaurantın yazlık kısmı Sultanahmet Cami Manzarasını ve Haliç'i görüyor.



Penceresinden martılar eksik olmuyor adeta restaurant ile bütünleşmişler.
Açıkbüfe Kahvaltı 
En güzel kısım sunum olarak petek bal kullanılması çok hoş.

Peynir Çeşitlerinden birkaçı
Bakraçta yoğurt tarihlerle bütünleştiren bir sunum çok beğendim.






Armada Teras Restaurant


Adres: Cankurtaran Mh., Ahırkapı Sk No:24, 34122 Istanbul


Tel:(0212) 455 4455




Oralara kadar gitmişken nacizane tavsiyem ; Küçükayasofya Cami 'yi ziyaret edin.







10 Eylül 2014 Çarşamba

Kurban Bayramın'da İstanbul Tarihi Yarımada Rotası

Kurban Bayramı yaklaşırken İstanbul'da kalacaklar için küçük bir şehir turu yapalım istedim.Bunu neden mi istedim?Mutlaka sizlerde ülkemizi ziyaret eden herhangi bir turistin İstanbul'u bizlerden daha iyi bildiğine şahit olmuşsunuzdur.Ne yazık ki İstanbul'un koşuşturması içinde şehrin güzelliklerini unutuyoruz.Bu durumu tam tersine çevirmek elimizde gelin birlikte aşağıdaki rotaları izleyelim ve bu yazıyı okuduktan sonra hepbirlikte İstanbul'da turist olalım yollara düşüp bir nevi İstanbul'un Fatih'i olup yeniden keşfedelim.

Tarihi yarımada yada sur içi İstanbul Haliç,İstanbul boğazı ve Marmara denizi ile çevrili olan ada İstanbul şehrinin ilk kurulduğu yerdir.Burayı gezmeye kesinlikle en baştan başlamalı Türkiye'nin ilk ve tek üniversitesi olan Beyazıt İstanbul Üniversite'nin önünden geçip hatıra bir fotoğrafı çektirmeli.Benim gibi bu okulda okuyanlar çok şanslılar kocaman bir tarihi ve kültürü içinde barındıran okulun her yanı muhteşem zenginliklerle çevrili okurken ayrıca tarihi de keşfe çıkıyorsunuz.

İstanbul Üniversitesi Ana Kapısı tadilattan sonraki görüntüsü


Üniversitenin hemen arkasında bulunan Mimar Sinan'nın harika eserlerinden biri olan Süleymaniye Cami'sini gezdikten sonra hemen yanıbaşındaki Kanuni Sultan Süleyman,Hürrem Sultan'nın türbelerinin ve saray çalışanlarının mezarlarının bulunduğu kabristanı mutlaka ziyaret etmelisiniz.

Kanuni Sultan Süleyman tarafından Mimar Sinan'a yaptırılan harika eserlerden biridir :Süleymaniye Cami
Kabristan'a giriş

Süleymaniye'ye gelmişken hemen aşağısında bulunan Haliç, Galata Kulesi ile köprüsünü içine alan İstanbul yarımasını seyredebileceğiniz manzaralı çok uygun fiyata genelde öğrencilerin ve turistlerin uğrak mekanı olan Ağa Kapısı, Cafe Şehrim İstanbul,Mimar Sinan Cafe vb.mekanlarda oturup bu eşsiz manzarada hafif bir sabah kahvaltısı yapabilir,nargile içebilir ya da Osmanlının meşhur şerbetlerinden tadabilirsiniz.
Bu kafelere inerken önünden geçeceğiniz Mimar Sinan Türbesini ziyaret etmeyi unutmayın.




Beyazıt meydanından Sultanahmet Cami'ye doğru inerken İstanbul'un yedi tepesinden biri olan Çemberlitaş Sütunu ve Çemberlitaş hamamı karşımıza çıkıyor bu sırada açıkmış olabilirsiniz bu durumda hani İstanbul'da turist olduk ya turist gibi davranmalıyız o halde ne yapıyoruz Tarihi Sultahmet Köftecisi'nin meşhur asırlık leziz köftelerini tadıp yolumuza devam ediyoruz.Ayasofya Camisinin müzeye dönüştürülmesi sonrasında İstanbul'un ana camisi olan Sultanahmet Cami'ine ulaşıyoruz.Osmanlı padişahı 1.Ahmed tarafından mimar Sedefkar Mehmet Ağa'ya yaptırılan caminin en büyük özelliği 20.000bini aşkın sarı ve mavi süslemeli İznik çinisiyle benzeşmesidir bu nedenle Avrupalılar tarafında Mavi Cami (Blue Mosque) olarak adlandırılıyor.Ayrıca Türkiye'nin 6 minareli 4 camisinden biridir.
6 minareli Sultahmet Cami

Cami'yi gezdikten sonra hemen karşısında bulunan Ayasofya Müzesine geçerken Hürrem Sultan Çeşmesi ve Hamamı'nın önünden geçiyoruz yalnız hamama ziyaret yok hala çalıştığı için isterseniz hamamdan randevu alarak bu tarihi yerde güzel bir hamam sefası yapabilir tarihte yıkanabilirsiniz.

Ayasofya Müzesi ,Bizanslılar döneminde katedral olan daha sonra Fatih Sultan'nın İstanbul'u fethinde Cami'ye dönüştürelen daha sonra 1935 ylında müzeye dönüştürülen Bizanslılardan kalma muhteşem bir eser ve dünyanın en eski katedrali sayılmaktadır.Müzede bulunan eşsiz eserleri gördükten sonra çıkıp Topkapı Sarayı'na doğru yol alıyoruz.

Ayasofya


Osmanlı macunu (Mesir)

Yol kenarında satılan Osmanlı'da şifa niyetine kullanılan 41 çeşit bitkiden yapılan 469 yıllık mesir macunundan yiyerek şifa bulmak adettendir.

Topkapı Sarayı 1478 yılında Fatih Sultan Mehmet Tarafından yaptırılmış 380 yıl boyunca Dolmabahçe Sarayı yapılana kadar Osmanlı devleti padişahlarının resmi ikametgahı olmuştur.



İçeri girer girmez kocaman bir bahçe ile bizi karşılayan sarayın muazzam güzellikte tamda padişahlara yakışan bir manzarası var.




Topkapı Sarayı içerisinden bir görüntü Kuşluk.

Topkapı Sarayında bulunan asırlık eserleri ziyaret ederken şaşkınlık,ürperti tarifsiz zamanlar arası tuhaf bir yolculuk yaşıyoruz. Kaşıkçı elması,Hırka-i saadet kutsal emanetler,Padişah kaftanları,Silahları Portleri vb.eserler bulunuyor.

Topkapı Sarayı'nın bitişiğinde bulunan şirin mi şirin çiçeklerle süslü Ayasofya Konaklarını ziyaret edip fotoğraf çektirmelisiniz.




Ve sonunda en ilginç hikayesi olan Yerebatan Sarnıcı'na geliyoruz.Turistlerden oluşan uzun bir kuyruk gözümüzü korkutsa da 10 dakika sonra biletimizi alıp aşağı doğru iniyoruz.Sarnıç'ın hemen yanında bulunan bir köşede isterseniz saray kıyafetleri giyinip hatıra fotoğrafı çektirebilirsiniz.

İçi karanlık loş bir ışıklandırma yapılmış rutubet kokusu ve kimi zaman üstten damlayan sular eşliğinde sarnıcı gezerken alt kısmında bulunan gölette oluşan kocaman balıklar dikkat çekiyor ne zamandan beri burada yaşıyorlar bu karanlıkta nasıl yaşıyorlar? diye bir düşünce kafamızı kurcalayıp duruyor.
Yerebatan Sarnıcı Bizanslılar tarafından şehir halkının ve büyük sarayın su ihtiyacını karşılamak için yapılıyor halk bu gösterişli sarnıcı çok gizli bir mabede benzetiyor bu nedenle o dönemde Yerebatan Sarayı olarak adlandırılıyor.

İçinde suyun üzerinde paralel düzende sıralanan 360 sütun bulunan sarnıç uçsuz,bucaksız gizemli bir görüntüyle karşımıza çıkıyor .

Burada Medusa başı olan heykellere rastlıyoruz ilginç olan heykellerinin başlarının ters yada yan yatmış olması bu eserler aynı zamanda bize o dönemdeki dini inancı da anlatıyor.Medusa yeraltı dünyasının üç Gorgono'dan biridir.Ah Medusa ne güzel kadınmış zamanında öyle güzelmiş ki,Zeus'un oğlu Perseus'a aşık olur fakat Perseus'u bu arada Athena'da Perseus'u seviyor ve Medusa'yı kıskanıyormuş bu yüzden Athena Medusa'nın saçlarını yılana çevirip ona bakan herkesin taşa dönüşmesini sağlamış ve daha sonra Medusa'nın başını keserek onun bu gücünden yararlanarak birçok düşmanını taşa çevirdiği söylenen Yunan mitolojisine ait ilginç bir hikayedir.

Hikayesi olan şeyleri hep severim.Sarnıçta ayrıca bir sutünda oyuk bulunmakta burada bulunan olukta parmağımızı 3 kez çevirdiğimizde Yılan bilgeliği yani ''Medusa'nın üçünçü gözümüzü açtığına ve spiritüel bir güç ile büyük bilgeliğe yaratıcı  bir güce kavuşulacağına inanılıyor'' ben denedim etkisini bakalım nezaman göreceğiz.




Sarnıçın gizemli görünümü

Ters dönmüş Medusa başı

Yerebatan Sarnıcından çıktıktan sonra yarımada turunu tamamlamak için Gülhane Parkından geçip,Sarayaburnu Golden Horn (Altın Boynuz) manzarası eşliğinde Galata Köprüsü'ne inip buradan1 veya 1,5 saat civarında süren tekne turlarına katılıp,denizden şehrin güzelliğine birkez daha tanık oluyoruz bu turu günbatımına doğru tavsiye ediyorum çünkü boğazda ve denizin ortasındayken şahit olduğunuz günbatımı harika oluyor.

Galata Kulesi




Tekneden Ortaköy Camii

Çırağan Sarayı


Güzel bir tekne turu sonrası muhtemelen açıkmış olacaksınız bu nedenle Galata Köprüsü üzerinde bulunan salaş restorantlarda balık yiyebilirsiniz yada biraz daha lüks Haliç manzaralı mekanlar tavsiye edebiliriz Kebap için;Hamdi Restoran (fıstıklı kebap mutlaka denemelisiniz),Osmalı mutfağı için;Pandeli Restaurant ve özel tatlar için;Surplus Restaurantı tavsiye ederim ayrıca ilginç ve yeni açılan popüler bir mekan istiyorsanız Sirkeci'de bulunan Can oba Restoran şu günlerde aşırı ilgi çekiyor.

Canım güzel yarımda gezildikten sonra olurda zaman kalırsa ve çok geç olmazsa alışveriş için Kapalı Çarşı,Mahmutpaşa ziyaret edilebilir veya başka birgün ziyaret edilebilir.