moda etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
moda etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Haziran 2014 Cuma

Yaz Sezonuna adım adım...

Sezon başlangıcında, yazın nabzını mağazalarda yokladım.
İstanbul'da bu sene havalar serin gitse de Ege ve Güney sahilleri çoktan yaz sezonunu açtı.Geçen haftasonukısacık tatilim için hızlıca yaptığım ufak tefek alışverişlerden bahsetmek istiyorum. 

Bu sezon öncelikle bikinilerde pencereli modeller ön planda,özellikle her sene Ayyıldız ve Kom'dan bikini alıp uzun yıllar kalitesinden ödün vermeden giyinirken bu dönemde kısa tatil için en beğendiğim modeli Penti'den kaptım zira pencereli modelleri ön plana çıkarmış Victoria Secret benzeri modelleriyle bu sene takdire şayan bir giriş yapmış.

Bershka ve diğer ispanyol zincirleri Pullandbear gibi mağazalardaki etnik desenli kombin ve eteklerle uygun fiyata şıklığınızı tamamlayabilirsiniz hızlı olmakta yarar var bu markaların depo sistemi yok tükendimi birdaha aynı ürüne ulaşamayabilirsiniz.

H&M güzel ve ucuz elbiselerin diyarı nasıl Disneyland çoçukların rüyalarındaysa, biz elbise seven kadınlar içinde H&M adeta bir  cennettir.

Neon renklerin canlılığı ile yaz tatilinizde renkler de ruhunuza iyi gelecektir.
Sırt Kısmındaki bu detay ve yanlardaki zincirler ile canlı tonları bikiniyi fantastik göstermeye yeterli olmuş bu bikinin birde straplez olanı var ama onu tercih etmeyin nedeni yollarda heryerde afişleri var öyleki nerdeyse bu modeli bile giyinmeyesim geldi.Neon renklerdeki tunik ile bütünleşen bu bikiniyi kullanırken top neon küpeler ve ojelerle tarzınızı tamamlayabilirsiniz.

Etnik desenli bu etek ve daha fazlasını Bershka'dan bulabilir neon renkler ve takılarla  akşam yemeği için güzel bir kombin yaratabilirsiniz.





H&M'den alacağınız bu fantazi kıyafet ve küpelerle hem akşam yemeği, hem parti veya bir düğün için hazırız :)


24 Mart 2014 Pazartesi

Ve sonunda PARİS...

Aşk kokan şehir ,modanın kalbi,tarihin benzersiz keşfi,makaron ve krep cenneti kocaman bir metropol.Ne heyecan vericiydi daha gece yarısı arabayla İsviçre'den Fransa'ya yola çıktığımızda başlamıştı heyecan otellerde yer olmaz diyerek hemen o dakika booking.com'dan Bellavilla bölgesinde Tour Eifel'e 4 km uzaklıkla bir hostel ayarladık heryere metro ile gideceğimizden otelin öncelikli metro ya yakın olmasına özen gözsterdik.Paris'e yaklaşırken yoldaki heyecanımız tavan yapmıştı Türkiye'de son zamanlarda populer olan İndila-Derniere Dance şarkısını dinliyorduk bu şarkının bir deprasyon şarkısı olduğunu da kuzenlerimden öğrendim .Paris'e girdiğimizde tarih bizi daha yollarda karşılamaya başladı ihtişamlı yapılar,heykeller ve muhteşem Seine Nehri .Hemen otelimizi bulup bu gizemli şehri keşfetmek istiyorduk zorda olmadı 6 kişi konaklayacağımız şirin hosteli mizi bulduk ve beğendik arabamızı puplic üst kısmı hastane olan bir otoparka bıraktık.Metro'ya yürüyüp önce Eyfeli keşfe koyulduk 6 kişi tüm gün seyahat edebileceğimiz 34Eur'ya metro bileti aldık.Paris'e gittiğinizde şiddetle metroyu kullanın derim çünkü şehiri bir ucundan diğer ucuna bağlayan metro ile yolculuk çok daha kolay oluyor .

Paris gittiğim şehirler arasında en çok İstanbul'a benzettiğim yer oldu hatta İstanbul'dan daha kirli bir metrosu olduğunu söyleyebilirim hava kirliliği ise zirveye ulaşmış Metro İstasyonları çift yönlü geliş ve gidiş olarak planlamış çoğu insan metro parası ödememek için kaçak geçiş yapıyor gözümüzün önünde ilk çok garipsemiş olsamda sonra normal gelmeye başladı hatta güvenlik görevlileri bile bu duruma karışmıyor sadece eğer metro da bir kontrol olursa 50Eur civarında bir ceza kesiyorlarmış bizde olsa o güvenlik para vermeden geçtiğimizi görse oracıkta mezarımızı hazırlar değil mi ? :(  Bunlardan feyz alıp birgün de ben kaçak bineyim ne olur dedim tam deneyecektim ki turnikeler bozulmuş bütün kapıları açtılar herkes ücretsiz geçti :)

Neyse gelelim ilk metro yolculuğumuza ben insanları süzüyorum çaktırmadan turist olduğumu anlayan insanlarda beni :) Paris'te erkekler çok unisex giyiniyor daracık kıyafetler,ince ve zayıflar kadınlar dolgun bakımsız ve salaş sanki erkekler modayı getirmiş bu şehre...Daha çok zenciler var hatta biraz fazlaydı .

Ve Tour Eiffel'in önünde metrodan inip o ahenk dolu güzelim yapıyı karşısında görünce heyecan doluyor insan...Yıllar önce rahmetli babacığım eyfeli anlatır dururdu hep bir masal olarak kalmıştı aklımda şimdi ise burda olmak çok güzeldi.Eyfelin çevresinde zenciler çoğunlukta küçük eyfel bibloları ve anahtarlıklar satıyorlar Türk olduğumuzu söyledik hemen Aleyküm selam deyip çok daha ucuza ve yanında hediyelerle birlikte verdiler sanırım onlarda Türklerlerin pazarlıkçı olduğunu anlamışlar :)

Eyfel'e doğru yürürken sağda çimenlerin bulunduğu yerde ortada havuz içinde bir su fiskiyesi ve ellerinde krep,sandwiçleriyle yerlere uzanmış Eyfel'i seyreden insanlarla dolu.Ne büyük bir huzur ! yapmasak olmayacak ordaki büfelerde kreplerimizi yaptırıp seyre daldık Eyfeli...

Şanzelize Caddesine doğru yola çıktık bir ucundan baktığınızda diğer ucu görünecek kadar derinliğe sahip bu caddede ünlü markaların mağazaları,restaurantlar,parfümcüler vs mevcut eee nede olsa sosyetenin göz bebeği :)
Birde mutlaka gece tekrardan dönüp Eyfeli seyredin hatta karşısında bir restaurantta yemek yiyin ışıklar yanınca güzelliğine güzellik katıyor.

Ertesi gün diğer güzellikleri,Notre Dame kilisesi,kilitli köprü ve içinde ''Mona Lisa'nın da portresinin bulunduğu Lauvre Müzelerini ziyaret ettik.Parise doyulmaz ve 2 günde de gezilmezmiş bunu anladık siz siz olun Paris için 4 gün ayırın yoksa hep gidemediğiniz biryer kalıyor.Bu seyehatten anladığım en güzel şey ben Paris kızıymışım memleketimi buldum :) Bekle beni Paris tekrardan geleceğim en kısa zamanda...